BİR HASTALIĞIN KAH NEŞELİ KAH NOSTALJİK ÖYKÜSÜ I

Bir resim geçti elime yılların ardından, izninizle paylaşmak ve resmin öyküsünü yazmak istiyorum… 
Yıl 2005… Graz Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesiyim, ama bir fenayım, bir fenayım ne siz sorun ne ben anlatayım. Fakültenin merdivenlerini ellerimle çıkarak dershanelere ulaşıyorum, ve derslerimi mümkün olduğu kadar canlı yapmaya çalıyorum. Oysa ben canlıdan çok ölüyüm. Doğu Bilimleri Derneği’nde Osmanlı Devleti’nde Çokkültürlülük üzerine sunum yapıyorum, sunumda üç kez izin alıp iç çamaşırlarımı değiştiriyorum, su gibi oluyorum, her yerim ağrıdan kırılıyor. Ev doktoruna gidiyorum, kanıma kolesterole, şekere falan bakıyor, siz çok sağlıklısınız diyor. Sanki ben rol yapıyorum. Öğrencilerim – epi topu 12 kişi- etrafımda pervane, rahatsızlığımdan ötürü yalnız kalmaya korktuğum için, beni çanta gibi her yere taşıyorlar. Bir öğrencim, dünya güzeli Agnes  beni  evine götürüyor, babası doktor, aylardan Temmuz, ben donuyorum, biricik babası – daha sona vefat edecek ve ben kabrine de gideceğim yıllar sonra – evin güzel bahçesinde doktor bey ben ısınayım diye ateş yakıyor, aylardan Temmuz.  Neyim var bilemiyorum, kendi kendime teşhis koyup,  özel kan dolaşımı doktoruna gidiyorum, çünkü yürüyemiyorum, sanıyorum ki bacaklarımdaki damarlarda sorun var. Yavaş yavaş hareket ediyorum, merdivenleri çıkamıyorum, asansöre binemiyorum, anlayacağınız perperişanım. Doktor bacaklarımdaki kan akışını kontrol ediyor bir şeyiniz yok diyor. Bir doğal masaj yapan kadın varmış, ona gidiyorum, masaj oluyorum. Hiç bir şey işe yaramıyor. Kaldığım evden  alışverişe gidemiyorum, evin önünde ısırgan otları var, onları koparıp evdeki pirinçle çorba yapıyorum, tek yediğim ısırganlı pirinç çorbası.  Depresyon başlıyor, yalnız kalamadığım için öğrencilerimin beni sürükledikleri bir akşam, bir Türk doktorla tanışacağım, o beni Graz Üniversite Kliniği’ne yönlendirecek.

Fotoğraf daha sonra Türkiye’ye geldiğimde çekildi, biricik Nihal, annem ve babam, her yerim ağrıyor, bakmayın öyle tebessüm ettiğime, temmuz sonu, doğum günümde geldi can arkadaşlarım ve ben donuyorum. Üzerimdeki kazak saf yün, bir de yün şal var. Bütün beni sevenlere buradan kocaman bir teşekkür gönderiyorum, iyi ve kötü günlerimde her zaman yanımda oldukları için.