HANSESTADT HAMBURG

Dingin bir ülkenin dingin bir kentinden selam olsun… Hamburg, Avrupa’nın en güzel ve en yeşil kentlerinden birisidir. Aussenalster (Dış Alster) ve Binnenalster (İç Alster) adında iki harika göle ev sahipliği eder bu güzel kent. Bugün sizi Aussenalster ile tanıştırayım… Çok üzüldüm uçak kente yaklaştığında beton yığınları değil bol bol yeşil alan, park ve orman görüyorsunuz… Bir türlü medeniyeti ve insan olma özelliğini yakalayamadı bu coğrafya. Beton kentler geri kalmışlığın en bariz göstergesi… Treni kaçıralı oluyor bir elli, altmış yıl kadar…

Stade Hamburg yakınında Ortacağ’dan günümüze korunarak gelen bir ticaret kenti…

Hamburg Alster gölleri ve harika parkları… Göl kenarları doğal halleriyle korunmuş… Beton dökülüp doğa perişan edilmemiş… Her yerde yelkenli ve kayak okulları var… Ve sanatsal bronz heykeller serpiştirilmiş parka… Gölün bir bölümünde de balık tutmaya izin verilmiş… Ördekler ve kuğular yüzüyor gölde… Gölün çevresinde de yer yer 19. yüzyıldan günümüze ulaşan harika binalar var…

Günaydın değerli arkadaşlar… Alster gölü kıyısında babalar önlerinde bebek arabaları ile koşuya çıkıyorlar… Keza köpek sahipleri de öyle ve gölde yüzen insanlar var… Köpekler özgürce sahiplerinin yanında koşuyor. Park ise bir harika… Kanoya binen insanlar kayarcasına gölün üzerinde yol alıyor. Çevresinde de çok güzel binalar var… Günümüz çok güzel geçsin değerli arkadaşlar…

Hamburg belediye binası… Jungfernsteg ve dünyanın en iyi akustiğine sahip harika ötesi filarmoni binası… Bir zirve toplantısında Merkel, başkanları eşleriyle bu harika binaya davet ediyor. Bu büyük bir onur… Tabii bunun onur olduğunu idrak eden, aile görgüsü, yüreğinde insan ve sanat sevgisi ve müzik kültürü olana… Dünyanın en güzel ve görkemli konser binası… Tek gelmeyen bizi temsil eden kişi ve eşi. Ben bugün binayı gezebildim. Ücret talep edilmiyor. Konser bileti bulması son derece zor… Ne yazık ki bir konser izleyemeyeceğim… Ama binayı gezmek de beni sonsuz mutlu etti. Salonlara ne yazık ki girilmiyor. Lütfen internetten içinin görüntüsünü de izleyin, rüya gibidir… Aklıma yeniledikleri silik ve sinik Atatürk Kültür Merkezi geldi bu parıltılı, görkemli binayı gördüğümde ve sonsuz üzüldüm… AKM’nin eski parıltısından eser kalmadı ne yazık ki… Lalettayin bir bina oldu…

Hamburg bir Hanse ticaret birliği kenti… Başka bir deyişle yüzlerce yıldır Hanse ticaret anlaşmasına dahil olan önemli ticaret kentlerinden biri. Hanse ticaret birlikleri 13. yüzyılda Almanya’nın kuzey kentindeki tüccarlar tarafından kurulmaya başlar. Almanya’nın en zengin kentlerinden. Bugün nüfusu yaklaşık 1.900.000. Almanya’nın en güzel kentlerinden biri. Biliyor muydunuz 1943 yılında bombalamalarda 35 bin kişi hayatını kaybediyor ve bu güzel kent neredeyse yerle bir ediliyor. Sonra yine küllerinden doğacak. Hitler, Varşova gibi neredeyse bütün Avrupa kentlerinin bombalanmasına neden olmuyor aynı zamanda kendi ülkesinin de yerle bir edilmesine neden oluyor. Goehring herkesin bombalamaya alışması gerektiğini savunuyor ve bunun için çocuk oyunları piyasaya sürülüyor. Bugün ana binası 1943’te bombalanan sadece 80 metre yüksekliğindeki kulesi kalan ve yer altında bulunan bodrumunda bir savaş sergisi açılmış olan Nikolai Kilisesi’nin kulesine çıkıp ikaz mahiyetinde açılan savaş ve bombalama sergisini gezdik. İnsanın insana dün yaptığı ve bugün de halen yapmaya devam ettiği inanılmaz. Hep kötücüllük galip geliyor sanki. İzninizle resimleri sizlerle de paylaşıyorum… Kule 1874 yılına kadar Avrupa’nın en yüksek kilise kulesi, önündeki meydan ise ticaret merkezi.

St. Katharinen Kilisesi’nde bugün sakin, dingin bir düğün vardı. Kilisenin harika bir de orgu da vardı ve kilise aynı zamanda sanatsal bir fotoğraf sergisine de ev sahipligi yapıyordu. Genç çifte mutluluklar diliyorum… Tanrı evinin çok işlevli çağdaş ve dünyayla iletişim halinde olabileceğine bir örnekti Hamburg’un bu güzel kilisesi.

Hamburg liman turunda sizleri de yanımda götürdüm… Dünyanın üçüncü büyük konteyner limanı 1. Şangay 2. Rotterdam… 400 metre boyunda 1000 küsür konteyner taşıyan konteyner gemileri var. 19. yüzyılda inşa edilen ticaret merkezi Speicherstadt ise bir harika… Ve tabii Elbfilharmoni binası… Tersaneler de ise dünyanın en pahallı yatları inşa ediliyor… Kaptanımız harika bir Türk delikanlısıydı. Bizi çok güzel gezdirdi. Daha önce limanda dalgıçlık da yapan bu delikanlı son derece bilgiliydi. Elbe nehrinin içinin hala İkinci Dünya Savaşı’nda atılan bombalarla dolu olduğunu da anlattı. Gurur duydum bu bilgili kaptan ile. Günümüz çok güzel geçsin değerli arkadaşlar…

Değerli arkadaşlar Almanya’daki hayat hep güllük gülistanlık değil haliyle. Sosyal yardım alan HARZ4’e bağlı bir kesim ve sokakları mesken tutan başka bir kesim de var. Ayrıca obezite gençler arasında dahi almış başını gidiyor. Bizim varoşlar benzeri muhitleri ve maddi durumu iyi olmayan çok miktarda yalnız yaşayan yaşlıları da var. Yine de sosyal adalet mümkün olduğu kadar sağlanmış. Görünen Türkler genelde lokanta ve süpermarket sahibi ve iyi konuma gelmişler. Şimdi sıra Suriyeli göçmenler ve kara derili göçmenlerde. Sternschanze’den birkaç resim yüklüyorum izninizle… Burada Türk lokantaları var, genelde öğrenciler geliyor. Bir de evsizlerin sokakta yattığı mekanlar var. Burada bir de piyano imalathanesi var. Metro ve toplu taşıma olanakları harika. 9 Euroya aldığınız bir biletle yaz boyu bir ay süreyle bütün Almanya kentlerinde bütün toplu taşıma vasıtalarını kullanabiliyorsunuz. Dedim ya devlet sosyal bir devlet… Ve ilk kendi halkının refahını düşünüyor.

Ve Blankenese… Hamburg’un Elbe nehrinin kenarındaki güzel muhitlerinden biri…

ST0LPERSTEIN…. Stolpern… Ayağınız bir engele takılıp tökezlerseniz bu fiili kullanırsınız… Stein ise taş demek… Şimdi gelelim günümüzdeki yan anlamına… Nazi Almanyası’nda sayısız Musevi ve sistem karşıtları hunharca katledilmiştir. Hamburg ve bütün Almanya ve Avusturya kentlerinde bu insanların alıp ölüme götürüldükleri evlerin önündeki tretuvatlara pirinç levhalar çakılmıştır. Üzerine katledilen kişinin adı, soyadı, doğumu, katledilme tarihi ve ne zaman ölüme götürüldüğü yazılıdır…

Hamburg kentinin gelir ve gideri… Üniversite rektörlüğünün yanında Hamburg kentinin borçları ve geliri dijital olarak yazılıdır… Biraz ilerisinde ise binbir kültürü içinde barındığı etnografya müzesi vardır…

Hamburg’un parkları, bir hapishanesi, bir zamanki tutukluları ve Musevi nüfusu… 1,9 milyon nüfusa sahip Hamburg’da sayısız park ve yeşil alan vardır… Bir de birbirinden ilginç Nazi Almanya’sında (1933 -1945) yapılan vahşetleri anlatan bronz heykelleri ve levhaları… Bu parklardan biri de Planten und Blomen Parkıdır. Parka gitmek için ilkin bu şirin heykellerle karşılaşır, parkın girişindeki heykelleri de salt çocukları tasvir eder sanırsınız. Oysa yakından bakınca bu kez bu çocukların gaz odalarına gönderilen anne ve babalarına veda ettiklerini görürsünüz. Nazi Almanya’sında Musevi kökenli yüzlerce çocuğun İngiltere ve öteki Avrupa ülkelerine gönderilerek hayatları kurtarılmıştır. Anne babaları ise katledilmiştir. Parkın kenarında bir de hapishane vardır. Bugün tutukluların bir yakını hapishane penceresinde duran bir tutukluyla uzaktan konuşuyordu. İşte bu hapishanede Nazi döneminde sistemi tenkit eden – ki bunların arasında din adamları da vardır – 500 kişi kafaları kesilerek öldürülmüştür.

Ve Hamburg’un güzel semtlerinden biri… Tıp Fakültesinin de bulunduğu Eppendorf…

Ve Hamburg Altona…. Elbe nehrine rıhtımı olan Altona’da da her yer park… Herkes ya piknik yapıyor ya da öyle sere serpe yatıyor çimlerin üstünde. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor… Rıhtıma da transatlantikler yanaşmış, aralarından yelkenliler geçiyor kayarcasına. Parktaki heykellerden biri ise göllerde ve nehirlerde yapılan bir sporun simgesi, kanon sporu…

Hamburg Belediye Binası, önündeki meydan ve Jungfernsteg. Bina 19. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiş. Belediye meclisinde SPD ve Yeşiller önde… Ancak AFD gibi tutucu partilerin temsilcileri de var. Bir de Yurttaş Meclisi var. Bağımsız olmak zorunda olan Yurttaş Meclisinin çoğu üyesi kadın.

HAMBURG’UN ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ

Hamburg’da dünyanın en pahallı markalarını satan dükkanlar da konuşlanmış haliyle. 10.000 Euro ve üstü çantalar satılıyor örneğin. Biz ölümlüler ve alın teri ile para kazananların almaya tenezzül etmeyeceği türden.🙂 Birbirinden güzel pasajlar birbirinden güzel dükkanlarla bezenmiş. Bunun yanında makul fiyatlı dükkanlar da var tabii ki… Burası da Hamburg’un alışveriş merkezleri… Kentin göbeği. Kanallar da kentin merkezinden akıyor yer yer. Her keseye hitap ediyor dükkanlar ve lokantalar. Ve Hamburg’un devasa ana tren istasyonu…

HAMBURG’A VEDA

Yarın gidiyorum bu güzel ötesi büyülü kentten… “Draussen vor der Tür” ve “Dann gibt es nur eins: Nein (Sag Nein)” başlıklı eserleriyle Nazi Almanyası’nın şeytani suçlarını gözler önüne seren, savaş karşıtı, gencecik yaşama veda eden Wolfgang Borchert’in kentine yarın veda ediyorum. Ne verdi, ne aldı bu yemyeşil parklar, göl ve kanallarla bezeli 1,9 milyon nüfusu ile Almanya’nın üçüncü büyük kenti olan bu kent bana? Gözüm gönlüm açıldı, medeni bir ülkenin dingin yaşantısını gördüm, insanların geçim sıkıntısı çekmeden mutlu olduklarını izledim… Kadınların özgür olduklarını ve devlete güvendiklerini hissettim. Havasında güven vardı, adalet ve doğa sevgisi vardı. Gösteri özgürlüğü olduğunu ve siyasetin değil de vatandaşın isteklerinin birincil olduğunu, iktidarın muhalifleri de dinlediğini, ortak yollar bulmaya çalıştıklarını, siyasetçilerin televizyonlarda olur olmaz bağıra bağıra konuşmadıklarını, dinlemeyi de bildiklerini, uzlaşmacı olduklarını gözlemledim. Mutlu ve sakin, arsız arsız bağırmayan çocuklar gördüm… Ķöpekleri de çok iyi eğitilmişti… Uslu uslu sahiplerinin yanında yürüyorlar, uçsuz bucaksız parklarda kimseyi rahatsız etmeden oynuyorlardı. Bunların yanında evsizler ve ayyaşlar gördüm… İş insanları da dahil herkesin bisiklete bindiğini izledim… Bisiklet yollarının yayalar için tehlikeli olduğunu fark ettim… Ayrıca görkemli ve görkemli olmayan evlerin önündeki Stolpersteinlara sonsuz üzüldüm… İkinci Dünya Savaşında 40.000 Hamburglu ölmüş… Bombalanmalarda ise 35.000 kişi daha vefat etmişti… Hamburg hep zengin bir kent olmuştu ama milyonlarca Musevinin ölüme gönderilmesini gözlerini kırpmadan izlemişti. Bugün Alman halkı ellerinden geldiğince bu utanç dolu geçmişiyle hesaplaşmaya çalışıyor. Yine de AfD gibi sağ popülist partiler ırkçı düşüncelere de yer verebiliyor. Aklıma hiç bir olgu ile hesaplaşmayan, hiçbir şeyi sorgulamayan, salt hurafelere inanan canım ülkemin insanları geldi. Onların vebali vardı da bizim yok muydu diye bir soru düştü aklıma. 60 ihtilali yargılamalarıyla hesaplaşsaydık belki ne 80 ihtilali ve acımasız yargılar olacaktı ne de ondan sonra da suçsuz insanlar hapishanelerde çürüyecekti. Demek ki dedim insanlar hep suç işlemeye meyilli… Vebali hepimizin… Ve hiç ders çıkarmıyorlar geçmişte olanlardan… Uzun lafın kısası içimde Stolpersteinların ve Türkiye’de son altmış iki yılda olan bitenin hüznü olsa da teşekkürler Hamburg, teşekkürler tüm güzelliklerini acı ve tatlı anları ve olguları tenime değdirdiğin için. Dilerim bir kez daha gelebilir ve Elbfilarmoni binasında bir konser dinleyebilirim… Bu kez kısmet olmadı bu harika ötesi binada bir konsere gitmek… Şimdilik elveda… Yolumuz açık olsun, sevgi mutluluk ve paylaşımla dolsun… (Not: 30 yıllık canım arkadaşım Hamburg’daydı. Onun sayesinde kısa sürede bu kadar verimli gezebildik. Kendisine buradan kocaman teşekkür ediyorum.)