RESİMLİ YAŞAM ÖYKÜSÜ (1952- 1960 Kastamonu – İstanbul – Ankara)
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken benim de bir yaşam öyküm oluşmuş son yarım asrı geçkin bir sürede… Bende size bu resimli yaşam öykümden bazı kesitleri azat ediyorum.
Eski bir dostum, gençlik arkadaşım albümündeki iki resmi göndermiş bana… Sakine bir yaşındayken ve on altı yaşındayken… Sanki ben değilmişim gibi bu resimdekiler, aradan ışık hızıyla bin bir yıl geçmiş gibi. İzninizle size de ulaştırmak istedim bu güzel bebeği ve genç kızı… Bütün resimlerdekiler hem biziz hem biz değiliz… bizim bir suretimiz oysa, ama hayallerde kalan ve asal olan bir suret… öyle ya da böyle tüm yaşanmışlıkların yanımıza kar kaldığını bilmeden, yaşanan anı hiç bir zaman yakalayamadan yaşayıp gidiyoruz, zaman üzerimizden ışık hızıyla akıp giderken ve bizi ezip geçerken…


Kardeşim Mehmet’in dili dönmediği için Bükü diye seslendiği rahmetli bükümün kucağında. Büküm Robert Kolej’de okumuştu, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda yararlıklar göstermiş Edebiyat Fakültesinden mezun olamadan askere hizmet vermeye başlamıştı. Biliyor musunuz Atatürk kendisine yararlık gösterdiği için bir tebrik telgrafı göndermiş 1919 yılında. Dünya iyisi bir insan evladıydı.




Ve dayımın düğününde 27 Mayıs ile birlikte başına geleceklerden bihaber anne babaya naz yapan bir kız çocuğu

Ankara’dayız, babam Kastamonu KBB Kliniğini kurmuştu, halk milletvekili olmasını istedi, DP’den seçildi ve şimdi Ankara’da kalıyoruz. İlkin Bahçelievler’de oturuyoruz, Babam yaklaşık 1300 Lira (bugünün parasıyla yaklaşık 500 Euro) milletvekili maaşı alıyor, araba, lojman ve ek gelir yok… Kastamonu’dan hemşehrilerimiz geliyor, masrafımız yükseliyor ve maaş yetişmiyor, böylece daha sonra Ulus’a taşınıyoruz, oradaki daire daha uygun. Ev Kastamonulu hemşehrilerimizle dolup dolup taşıyor. Hepsi de dertli, babam dertlerine çare olmak için çabalayıp duruyor.
Ben okuma yazmayı söktükten sonra Tom Miks’e aşık olacağım ve Suzy’yi çok kıskanacağım. Suzy’nin de benim gibi örgüleri var, demek ki biraz benziyoruz diye düşünüyorum.
Ama Suzy sarışın, hatta saçları kızıla çalıyor, çilleri de var ve benim yok. Ulus’taki evimizin karşısında bir büfe var, orada satılıyor Tom Miks dergileri, her hafta yeni bir sayı geliyor, o haftayı iple çekiyorum. Bir dergi ve bir de Ankara gazozu aldım mı, ben arazi oluyorum ve dergiyi yutuyorum. Teksas da fena değil ama illaki Tom Miks. Çabucak büyümek istiyorum. Oysa bugün Tom Miks hala gencecik ben ise onun babaannesi yaşındayım. Daha o zaman Tom Miks’in hiçbir zaman büyümeyeceğini bilmiyorum. Öte yandan Yassıada’nın korkunç günlerinde Tom Miks’in benim en yakın hatta tek arkadaşım olacağından da bihaberim.
(Resimli yaşam öyküsünün devamının da gelmesini isterseniz, lütfen yorum kısmında belirtin. Okuduğunuz için teşekkürler…)