• Genel
  • 0

TOSYA DEPREMİ VE RIFAT ILGAZ

27 Kasım 1943 günü saat 00:30 sularında Tosya – Ladik hattında 7,2 şiddetinde büyük bir deprem yaşandı. Tosya’da 700’den fazla can kaybı oldu. Rıfat Ilgaz’ın ağabeyi Faruk, bu ilçede PTT müdürüydü ve annesi Fatma Hanım (Öztekin) onun yanındaydı. Telgrafla iletişim sağlayamaması üzerine ivedi olarak Tosya’ya gitti. Depremin bütün acılarını tüm canlılığıyla gözlemledi. Gözlemlerinin gerçekliğini duygularıyla yoğurarak sıcağı sıcağına depremin şiirini yazdı.
TOSYA ZELZELESİ
I
Bu akşam başı dumanlı Ilgaz’ın
Devrez’in üstünde bulutlar,
havada yağmur ağırlığı…
Kepenkler erken çekildi,
Hanönü’nden dağıldı memurlar
Kısa kesti paydos düdüğünü
çeltik fabrikası…
Sustu dokuma tezgâhları
Durdu iki bin mekik,
iki bin dokumacı vardı uykuya.
Dayanarak köprünün korkuluğuna
bekçi Ali hırsız kolluyor.
Kıvrıldılar birer köşeye
Şerif’in kahvesinde köylüler
torbaları başlarının altında…
Gâvur Ali’nin hanında yolcular
kestiler öksürüğü…
Postacının atları huysuzlanıyor,
kişniyor pazarcının beygiri,
hancı uykuda, yolcu uykuda…
Yarın erken kalkmayı düşünmeyenler
yirmibir oynuyor geç vakit
şehir kulübünde!
II
Ateşler kül bağladı sobalarda,
Tosya kan uykulardadır…
Dilküşa Mahallesinde bir cam kızardı,
bir anne çocuğunu emziriyor…
Bağ yolunda hastanenin
sızıyor ikinci katından ışıklar,
yok hastaların bir şikâyeti.
Yalnız Çaybaşı’ndan Çepiş Hasan’ın
tuttu çeltik tarlasından kalma
yıllanmış romatizması…
Çekildi ortalıktan yorgun hemşireler…
Şimdi koridorları dolaşmada
adımları gece bekçisinin…
III
Saat biri otuz beş geçiyor…
Köpekler silkindi uykudan…
Değişti bir anda manzara,
canlı cansız
devrildi ne varsa ayakta,
yok oldu insan emeği…
Döküldü sokaklara insanlar
ölüler kaldı yerinde…
Vakitsiz giden hastalarına
üzülecek hemşireler kalmadı…
Sağ kalan çocuklarımız bir daha
karşısına çıkmayacaktır öğretmen Kâzım’ın.
Çocuğunu emziren kadının
Soğudu memesinde sütü…
Kimler dönecek köyüne,
hana sağ inenlerden;
yolcular yataklarında gömülü
atlar ahırda ölüdür.
Bozuldu tezgâhlar, düzenler,
mekik tutan eller kırıldı;
yarın çeltik fabrikası
işbaşı çalamaz,
artık uyandıramaz çalsa da
yedi yüz Tosyalıyı uykudan!
IV
Dudaklarında ne anne, ne kardeş adı
yağan yağmura aldırmadan mahpuslar,
eğilerek yıkıntılar üstüne
insan arıyorlar, kurtaracak!..
V
Sabah geç oldu…
Kara haber salındı Ilgaz’a
yayıldı dört yanına memleketin.
VI
Hanönü’nde kuruldu çadırlar…
Kazanlar kaynıyor herkes için
Köprübaşı’nda.
Bir felaket havasında kaynaşanlara
kamyonlar ekmek taşıyor uzaktan!
Merhabası olmayanlar
aynı çadırda geçirdiler ilk geceyi.
Açıldı evlerin içyüzü
ne var, ne yok döküldü ortaya…
Çok geçmeden arası
pazar kuruldu Çayboyu’nda,
açıldı dükkânlar,
geçti herkes kendi yerine…
Beş gündür aç, susuz
bir duvar altında kalan tiftik işçisi
yine çuvalların başındadır,
kızmıyor geç kurtarıldığına.
Yaver yine pirinçlerini taşıyor
Kalfaoğulları’nın.
O çoktan unutmuştur, üç gündür
beklediğini enkaz altında;
ama ara sıra hatırlayacaktır,
gündeliğini verenlerle
aynı kazandan yediğini…
Herkes yine işinde gücünde,
herkes yine kendi yerindedir.
(Rıfat Ilgaz, 1943)
Ülkemizde sıkça gerçekleşen depremlerde yaşananları unutuyoruz. İyi ki Ilgaz Usta bu şiiri yazmış. Onun şiirini okuyarak depremin tüm gerçekliğini duyumsuyoruz. Ne var ki sonuçlarından bir türlü ders çıkarmıyoruz. O zaman da “sen misin bunları yazan” dercesine Ilgaz Usta yargılanmış…
Sevgili dostlar, bu şiiri evimizin bir köşesine asmalı. Tosyalılar da Hanönü Meydanı’na yazıtını dikmeli.
Asmalı ve dikmeli ki deprem gerçeğini ve depremde yaşanan gerçekleri her an canlı tutmalı…
Bu duyarlılıkla çözüm yollarına ulaşır, gereken önlemleri alırız belki…
Mehmet Saydur – alıntı”

Rıfat Ilgaz Tosya Depremi Sakine Esen Eruz Sakine Eruz Tosya Depremi ve Rıfat Ilgaz

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir